Yeme bozuklukları üzerine iki kitap: Just Perfect ve Red Ribbons

Daha önce paylaştığım ‘Anoreksiya Nervozada kafa karıştırıcı üç konu’ adlı yazıda Hanne Arts’ın bazı videolarından yararlanarak bu hastalıkla mücadele eden insanların sık sık kendilerine sorduğu üç soruyu ele almıştım.

Hanne’nin youtube ve instagram paylaşımlarını yaklaşık bir senedir takip ediyorum. Yeme bozukluklarıyla mücadelelerini kazanan insanlardan ilham almak için hesaplarını takip etmeye başladıktan kısa bir süre sonra bunun bana beklediğim kadar iyi gelmediğini fark etmiştim. Sorun, bu yaklaşımda değil kimi takip ettiğimdeydi. Yani yine güvenilirlik konusuna geliyoruz. Hanne ise paylaşımlarında rakamsal (kaç kilo olduğu, günde kaç kalori aldığı gibi) bilgileri açıklamadığı, ele aldığı konuları araştırmaları ve kendi deneyimleriyle harmanlayarak tartıştığı ve takipçilerine iyileşmenin mümkün olduğu fikrini hissettirdiği için diğer birçok youtuber ve blogger’dan farklı.

Yeme bozukluklarıyla ilgili iki kitap yazmış. Kitapları İngilizce ve en azından şu an için Türkçeye çevrilmiş değiller. Kitabı İngilizce okumak isteyenlerin ilgisini çekeceğini düşünerek kitapların konularını kısaca anlatmak istedim.

Ama önce Hanne’nin bir röportajda kendi çocukluğu ve yeme bozukluklarına giden süreçle ilgili verdiği şu bilgileri paylaşayım.  Hanne çocukluğunda babasının işi dolayısıyla sık sık ülke değiştirdiklerini söylüyor. Belçika-Hollanda-Slovakya arasında uzun yıllar mekik dokuyorlar neredeyse. İlk öykülerini de yedi yaşında yazmaya başladığından bahsediyor. Macaristan’a döndükten sonra birkaç arkadaşının diyet yaptığını görüyor ve ilk defa bedeni ve beslenme şekli üzerine düşünmeye başlıyor. Yavaş yavaş sağlıklı beslenme takıntısı oluşuyor. Uzun bir zaman yeme bozukluğu ve sonrasında iyileşme mücadelesiyle geçiyor. Bu süreçte kendisini en güçlü hissettiren şeyin yazmak olduğunu söylüyor. Just Perfect üzerine iki sene çalıştıktan sonra on sekiz yaşındayken yayımlatmayı başarıyor.

Just Perfect:

Kitabın kahramanı Christina. Annesi öldükten sonra babası toparlanamaz ve teselliyi içkide arar. Alkolik babasıyla birlikte zor zamanlar geçiren Christina’nın güvendiği ve destek aldığı yakın bir kız arkadaşı ve sevgilisi vardır.  Ama her ikisi de onu hayal kırıklığına uğratıp yalnız bırakınca hayatı tepetaklak olur.

Arkadaşı ve sevgilisi onu yarı yolda bırakmıştır, alkolik babasıyla ilgilenmek zorundadır ve aynada gördüğü Christina’yı sevmemektedir. Kendini açlığa mahkûm eder ve işler sonunda intiharı düşünecek boyuta ulaşır.

Soru şu: Christina mücadele gücünü bulup iyileşecek midir yoksa sadece başka bir istatistik mi olacaktır?

Kahramanın yaşadığı umutsuzluk ve çıkmaz okurun hislerinde karşılığını bulacak kadar güçlü ve içten anlatılmış. İnsan, Christina bu kadar dibe batmadan önce neden kimse fark etmez, öğretmenleri kısa bir sürede çok fazla kilo verdiğini neden önemsemez diye sormadan edemiyor.

Red Ribbons:

Red Ribbons, Just Perfect’teki karakterler üzerinden yazılmış bir devam kitabı. Christina ilk kitabın sonunda kendisine uzatılan yardım elini reddetmemiştir ve belli bir iyileşme göstermiştir. Fakat aslında sorunlarını çözebilmiş değildir ve mutsuzluk veren hislerinden kurtulamamaktadır. On dokuz yaşına girmek üzereyken kendini “tartıdaki ağırlığının ipleri tarafından oynatılan bir kukla” olarak görmektedir. Bir kez daha kontrol edebildiğini zannettiği şeye yönelir ve kendini aç bırakır.

Hanne’nin aynı karakterlerle bir devam kitabı yazmasını, yeme bozukluklarının nüksetme oranının yüksekliği göz önüne alındığında son derece parlak bir fikir olarak buldum. Sonuçta Christina ilk kitapla birlikte tüm sorunlarını çözmüş, iyileşmiş olsaydı bu pek inandırıcı gelmeyebilirdi çünkü biliyoruz ki yeme bozukluklarından iyileşmek engebeli, inişli çıkışlı bir süreç ve ilerleme kaydettiğiniz kadar zaman zaman geri adımlar da atmaya başlayabiliyorsunuz.

Her iki kitap da yeme bozukluklarını tüm gerçeklikleriyle tartışacak kadar ‘acımasız.’ Ama böyle de olması gerekiyor. Yeme bozuklukları nedeniyle hayata küsen, sağlığını kaybeden birçok insan var. Tedavi yoluna girilmediğinde sağlık sorunları nedeniyle erken ölümler yaşandığı gibi hastalığın yarattığı ağır psikolojik baskı intihara kadar götürebiliyor.

Bu türden kitapların yeme bozukluklarına ve tedavisine dikkat çekmesi açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Durumun ciddiyetini vurgulayan ama aynı zamanda ‘yalnız değilsiniz’ mesajını veren ve yeme bozukluğu yaşayan insanları destek aramaya yönelten böyle anlatılara ihtiyacımız var.

Kaynak: Kitapların konularını özetlerken amiesbookreviews’tan yararlandım.

https://amiesbookreviews.wordpress.com/

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s