İş dönüşü bir akşam, Pangaltı köşesinde bir çocuk,

Seslendi,

“Abla dürüm alır mısın?”

Kaç yıl olduğunu artık hesap etmeyi bıraktığım kadar uzun zamandır,

Anoreksiya ile boğuştuğumdan, yeme fikrinden nefret etmeye koşullandığımdan,

Ve sokakta, kafelerde, restoranlarda kaygı duymadan yemek yiyen insanlara

Hem özenip

Hem anlam veremediğimden,

Bir dönercinin önünden geçmem,

Ve o sırada bir çocuğun dürüm istemesi

Hayat dalgasını geçmekten vazgeçmiyor işte dedirtti.

Önce kulak vermedim

Ve

“Güvenli” yiyeceklerimi alacağım manava doğru yürümeye başladım,

Ama sonra durdum niye bilmem ve geri döndüm.

“Ne istersen söyle hadi.”

“Dürüm yiyecektim.”

“Tamam, ver siparişini sen.”

“İçeride yesem olur mu? Masada oturup.”

Anlamadım niye böyle korkarak, çekinerek ve “Aaaa, olmaz ki” cevabını duymaya hazır bekleyerek sorduğunu. Kafam karıştı, içim büzüştü, midem bulandı, kulaklarım uğuldadı. Nedense kendimi suçlu hissettim.

“Eee, şey, otur tabii. İçeride ye istersen.”

İçeri geçti çelimsiz, esmer ve biraz kirli çocuk.

Önce oturmadı, dürümün hazırlandığı tezgâha camın öte tarafından kafasını kaldırıp baktı. Ağzı hafif açıktı.

Ödemeyi yapacakken, et ve yağ kokusundan KORKARAK başımı zor da olsa içeri uzattım.

“Su ya da ayran da verir misiniz,” dedim.

Çocuk beklentiyle bana doğru kafasını çevirdi. Ah! Anoreksik sesin ‘sağlıklı ye iç, güvenli yiyecek listeni bozma’ öğütlerini (!) dinlemeye o kadar alışkındım ki o çocuğun başka bir şey içmek isteyeceğini akıl edemiyordum.

“Ya da ne içmek istiyorsa?” diye toparladım hemen, çocuğa bir daha bakmadan.

“Kola,” dedi. Tam isabet.

Yan gözle takip ettim. Geçti yerine oturdu. Dürümü hazırlayan adamın hareketlerini takip edebileceği bir masaya.

Ben de bana düşeni yaptım. Ödemeyi. Ve –kısacık bir an çocuğa baktıktan sonra– ayrıldım.

Kafası hâlâ yukarıda, ağzı hâlâ hafif açıktı. Ama bu kez kendinden daha emin, daha neşeli görünüyordu sanki. Biraz sabırsız. Belli ki dürümün bir an önce gelmesini istiyordu.

Ben de mekânıma –manava– yollanırken,

İçten içe o çocuğa deli gibi İMRENDİĞİMİ fark ettim.

İmreniyordum, saygı duyuyordum, kendimden daha güçlü ve ZENGİN görüyordum çünkü aç olduğunu hissediyor, vücudunu beslemek istiyor ve bunu bir şekilde başarıyordu. Birazdan o kokular arasında yiyeceği dürümden haz alacaktı. Dahası, masaya oturarak yemek istemesi de ne olursa olsun yiyeceğe saygılı olduğunu ve en temel insani dürtü olan açlık hissine sahip olduğunu kanıtlıyordu bana göre. O AN, O ÇOCUĞUN ZENGİNLİĞİNE ASLA ULAŞAMAYACAĞIMI DÜŞÜNÜYORDUM. Açlık, tokluk, beslenme, vücudumun mahrumiyetini giderme…

Eve gittim, koltuğa oturdum, biraz boş boş duvara baktım.

Sonra mutfağa gittim, bir elma –pardon yarım elma, çeyrek armut– kestim, küçük küçük dilimledim.

İçeri geçtim, koltuğa oturdum, önce biraz daha boş boş duvara baktım.

Bir parça elma aldım. Ağzıma atarken elim durdu, elmayı tabağa geri koydu. Yok, elma da yiyemeyecektim o akşam. Sanki tıka basa toktum.

Kalktım, tabağı geri götürdüm mutfağa.

İçeri geçtim, beni bekleyen duvarın ve bilgisayarın karşısına.

(Bu yazıyı yazdığımda -12.04.2018- işimi bırakmaya, ailemin yanına dönmeye karar vermiştim. 1 senedir devam eden hastane günlerim biraz da olsa işe yaramış, kilo alamasam da anoreksi olduğumu kabul etmiştim. Kendim de kabul etmiştim, etrafıma karşı da daha rahat dile getirir olmuştum.

Bu yazıyı yazdığımda hala anoreksiya nervozanın sesini dinliyordum. Güvenli yiyecekler listemi bir türlü kıramıyor, yiyeceklerden sakınıyor, açlık tokluk bilmiyor, yemek yemeyi kendime yakıştıramıyordum.

Bu yazıyı yazdığımda anoreksiya nervozanın vücuduma verdiği fiziksel hasarlar artık beni çok zorlamaya başlamıştı. Kemiklerim batıyor, ağrıyor, sabahları yataktan zor kalkıyor ve yorgunluğuma rağmen bir türlü rahat uyuyamıyordum. ‘Bir şeyin yok, iyisin, sağlıklısın, herkes gibisin’ diye beni kandırmaya çalışan sesi boğamıyordum.

Umarım bu yazıyı yeniden okuduğumda buraya bir ‘güncelleme’ eklemem gerekir. ‘Ben artık iyiyim, kilo aldım, yemek yemekten korkmuyorum, ailemle arkadaşlarımla utanmadan sıkılmadan görüşebiliyorum, içimde sürekli hissettiğim korku ve güvensizlik geçti’ diye yazabilirim. Ama herhangi bir şey eklemediysem demek ki…)

21.10.2018 itibariyle güncelleme yapılamıyor…

ÇOCUK” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s